top of page

Hayat bana yeni yollar açtı: Kurumsal eğitimler verdim, kendi tasarladığım özgün bir atölye olan Resimden Dramaya”yı çocuklarla ve yetişkinlerle buluşturdum. Ve tüm bu yolculuk boyunca Fransızca her zaman benimleydi.

Bugün, bir ömür boyu biriktirdiğim Fransızca bilgisini, Fransız kültürüne olan tutkumu ve deneyimlerimi daha geniş kitlelerle paylaşmak için buradayım. Çünkü Fransızca sadece bir dil değil; yaşam biçimi, estetik bir bakış, dünyaya farklı bir pencereden bakmanın yolu. Ve ben bu pencereyi sizin için aralıyorum.

Gokce10.jpeg

Türkiye’ye döndüğümde Fransızcadan romanlar çevirdim; bunların arasında satış rekorları kıran Kenizé Mourad’ın ünlü eseri “Saraydan Sürgüne” de vardı. Le Monde Diplomatique’in Türkçe edisyonuna makale çevirileri yaptım. Televizyon programlarında yapımcılık, editörlük ve metin yazarlığı yaptım. Tiyatro, kimi zaman özlemle geri döndüğüm bir sevda olarak hayatımda hep var oldu. Yaratıcı drama formasyonunu da eğitimime ekleyip okullarda drama ve tiyatro öğretmeni olarak çalıştım.

25.jpeg

Saint Benoît’tan sonra Yıldız Üniversitesi Fransızca Mütercim-Tercümanlık bölümünü kazandım. Burada iki yıl okuduktan sonra bir maceraya atılıp Fransa’ya gitmeye karar verdim: önce Lyon Üniversitesi’nde sahne sanatları, ardından Paris 3 Sorbonne Nouvelle Üniversitesi’nde  tiyatro eğitimi aldım. Lyon ve Paris yıllarım Fransız kültürüyle iyice iç içe olmamı sağladı. Paris’e ise âşık oldum. Öğrenciyken cep harçlığımı çıkarmak için bayram turlarında Paris’e gelen Türk turistlere rehberlik yaptım; bu sayede şehri ve tarihini adeta avucumun içi gibi öğrendim.

Ortaokula giriş sınavlarında ailemin tek dileği Fransızca eğitim veren bir okulda okumamdı. Saint Benoît Lisesi’ni kazandığım gün evimizde bayram havası vardı. Sekiz yıl boyunca Kadıköy’den Karaköy vapuruna binen öğrencilerden biri oldum; her Fransızca dersine büyük bir aşkla girerek büyüdüm. Lise yıllarında Fransız sinemasına merak sardım; film festivallerinde en çok Fransız filmlerine bilet alır, beyazperdede Fransızca duyduğumda kendimi Paris sokaklarında hayal ederdim.

gokce5.jpeg
Gokce14.jpeg
Gokce13.jpeg
gokce6.jpeg

Fransızca:
Bir Dil Değil, Bir Yaşam Biçimi!

47.jpeg
11.jpeg

Çocukluk anılarım Edith Piaf’ın hüzünlü sesi, Charles Aznavour’un romantik şarkıları, Enrico Macias’ın neşeli tınılarıyla doluydu. Tiyatro sanatçısı yengem Nisa Serezli ve dayım Tolga Aşkıner bana o şarkıları dinletirlerdi; onlardan   sözlerini öğrendiğim ilk şarkı Piaf’ın efsanevi “La vie en rose” parçası olmuştu. Fransızca ile kurduğum bağ, işte böyle müzikle ve sanatla başladı.

bottom of page